(Kaynak: aybengulerim)

Reblogged from bendeseni, 18 yorum, Haziran 2, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Hüznümü daha iyi yazıyorum biliyorum. Canım acırken çok daha etkili kullanabiliyorum sözcükleri. Çünkü mutsuzluğumda yıllarca barınabiliyorum. Ama ben artık canım yansın istemiyorum. Acı şeyler yazmak istemiyorum. Çünkü, benim size anlatacak bir şeylerim var. 

Aslında hem anlatmak hem de susmak istediğim bir mutluluk. Zamanla yaşayıp zamanla görmek istediğim bir mutluluk. Ve biraz korktuğum bir mutluluk. Bazen de hiç korkmadığım bir mutluluk. Karmakarışık bir aklım var. 

Zaten bir şeyleri mütemadiyen karıştıran bir aklım var.

Sıfat koymaktan hoşlanmayan ama netliği seven bir insanım ben. Bir de hislere çok önem veren biriyim. Çünkü bugüne kadar ne yaşadıysam az çok hissettim hepsini. 

Bu sefer bir mutluluk seziyorum. Bir varlık. Söylenmek için zamana yayılmış güzel tümceler. Şiirler, şarkılar ve unutulmayan tesadüfler.

Aşk mı demeli buna, bilmiyorum. Biraz abartı olur bu.

Aşk dediğiniz nedir onu da bilmiyorum ben. 

Bir çeşit çok sevme belirtisi mi aşk? Vazgeçememek mi yahut? O zaman hiç aşık olmadım ben. Çünkü vazgeçtim ben. Çünkü gitmeyi de bildim ben.

Aramızdaki şeyin ne olduğunu bilmiyorum ama onunla konuşurken kendimi kusursuz olmak zorunda hissetmiyorum, planlar kurmuyorum, cümlelerimi kısıtlamıyorum ve ona hiç yalan söylemiyorum. Hiç yalan duymuyorum ondan. Belki de en güzeli bu. Bir şeyler beklemiyorum ondan. Çünkü biliyorum zaman gerek, zaman her şey için çok gerek.

Bazı insanlar tesadüfen karşınıza çıkarılmıyor. Çok sevdiğiniz bir noktada birleşiyorsunuz o insanla. O nokta sayesinde tanışıyorsunuz ve öyle ilerliyorsunuz. 

Şiir oluyorsunuz bir nevi. Günden güne anlamlanıyorsunuz.

Bu sefer gidecek gibi hissetmiyorum kendimi. Çünkü daha varmadım. Mühim olan varmak mı yoksa kalmak mı onu da bilmiyorum. Ama aşk dediğin bir varış, onu biliyorum. Ve kalmak lazım yaşamak için. 

Çünkü elleri var, gülüşü var, öfkesi var henüz hiçbirini tam anlamıyla keşfedemediğim nice his var. Bu yazıyı yazdım evet, belki yazılmaması gerekti, belki yanlış anlamlar içeriyordu. Ben belki fazla umutlandım, belki fazla istedim yahut isteyip istemediğimi bile bilemedim. 

Ama yazdım çünkü, sana hiç yalan söylemedim, hiçbir şeyi gizlemedim beni okuyan insanlardan. Çünkü yazmasam olmazdı, yazmasam eksiktim.

Bir gün birbirimize varacaksak eğer neyi, kimden, neden saklasın ki yüreğim?

Evet yazdım.

21 yorum (41 oynatma), Haziran 1, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Ezginin Günlüğü- Siyah Gözler

2 yıl her Pazar sabahı babamın beni uyandırmak için açtığı, siyah göz olmayacağını kabullenmeyip(ki bence var, mesela benim gözlerim siyah) ısrarla “senin gözlerin siyah kızım” diyen babamın bana armağan etti şarkıdır. Benim şarkımdır ve bunu çok az insan bilir. Hayatımdaki en güzel şeyleri hep çok az insan bilsin isterim.

56 yorum (246 oynatma), Haziran 1, 2012

Film önerisi isteyen arkadaşlara

  1. http://www.imdb.com/title/tt1832382/ A Seperation
  2. http://www.imdb.com/title/tt1306980/ 50/50
  3. http://www.imdb.com/title/tt1723811/ Shame
  4. http://www.imdb.com/title/tt0277027/ I am Sam
  5. http://www.imdb.com/title/tt0423866/ Bin-jip
  6. http://www.imdb.com/title/tt0122082/ Gadjo Dilo
  7. http://www.imdb.com/title/tt1277737/ The Stonning of Soraya M.
  8. http://www.imdb.com/title/tt0374546/ Spring, Summer, Fall, Winter..and Spring
  9. http://www.imdb.com/title/tt0756683/ The Man from Earth
  10. http://www.imdb.com/title/tt1549572/ Another Earth
  11. http://www.imdb.com/title/tt0428870/ A Moment to Remember
  12. http://www.imdb.com/title/tt0354899/ The Science of Sleep
  13. http://www.imdb.com/title/tt0170705/ Train De Vie
  14. http://www.imdb.com/title/tt1216496/ Mother

21 yorum, Mayıs 31, 2012

"Bir aklı güzel dedi; sevmek ne uzun kelime. O da bir kalbi uzundan duymuş."

Cemal Süreya

11 yorum, Mayıs 31, 2012

"Hani bazı şarkılar bazı şiirler bazı konuşmalar vardır ya. Sana olduğunu çok net bir şekilde hissedersin, çok mutlu olursun ama asla somutlaştıramazsın. Asla ellerine alıp sarılamazsın. Hisleri söylenmedikçe kanıtlayamazsın çünkü. Zaten hislerin de kanıtlanmaya ihtiyacı yoktur hiçbir zaman."

Aralikkapi

9 yorum, Mayıs 31, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]


Tatil dönemine girmiş olmamla birlikte soluğu film zevkine güvendiğim insanların bulunduğu bir dükkanda aldım. “Acı çektiren, sonunda beni saatlerce ağlatan, içimi burkan ya da içime umut dolduran, beni her şeyi yapabilecek kadar cesaretlendiren ve kendine hayran bırakacak çok iyi filmler istiyorum.” dedim ve önüme tam 25 tane film koydular. Hepsini teker teker izlemeye başladım. Üç gündür her gün en az iki saat ağlatacak filmler seçip tüm gün yüreğime oturan taşla gezmem de olayın farklı bir boyutu tabii. Kendine acı çektirmeyi seven bir insan olarak sonu beni mahveden filmleri çok sevmişimdir hep. Gerek iyi gerek kötü yönden bende çok büyük bir etki yaratmalarını beklerim filmlerden. Kötü etkiden kastımsa yüreğime oturan kocaman bir taş ve zaten takıntılı bir insan olan bendenizi saplantılı bir şekilde daha çok düşünmeye sevk eden, sürekli cevabını merak ettiğim sorular olması. 

An itibariyle böyle mükemmel filmlerden birini daha bitirmiş bulunuyorum.

I am Sam. 2001 yapımı bir dram filmi. Oyuncularda ise çok tanıdık ve bu filmle birlikte bir kez daha hayran olunacak bir isim var. Sean Penn. Filmin konusu hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan izlerim genelde filmleri. En ufak bir araştırma dahi yapmadan sadece içimden gelen hisle elim bir filme gider ve oturur izlerim. Bugün de böyle oldu. İçimden bir sayı tuttum ve bu filme denk geldi. 

Sözü fazla uzatmadan bir ayrıntı daha ekleyip bu filmi mutlaka izlemenizi istiyorum sizlerden. Film The Beatles sevenler için mükemmel müziklere sahip. Çok güzel coverlar ve etkileyici bir öykü var bu filmde. İyi seyirler dilerim.

Randy: Senden özür dilemem gerekiyor çünkü yargıca Lucy’e hiç sahip olamadığı sevgiyi verebilirim diyecektim ben. Ama artık bunun yalan olacağını anlayabiliyorum.

Sam: Umarım ne söylediğini sandığım şeyi söylüyorsundur. Çünkü söylediğini sandığım şeyi umuyordum.

Randy: Öyle söylüyorum.

11 yorum (33 oynatma), Mayıs 30, 2012

"Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Kimi der ki çocuk doğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım başım
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim
Hayat arkadaşımdır."

Nazım Hikmet

9 yorum, Mayıs 30, 2012

"Yaşadığım onca şeyin sonunda anladığım şu ki, sizde boşluklar yaratan adamla değil, boşluklarınızı usulca dolduran adamla yaşamaya devam ediyorsunuz. Üstelik bunun adı vefa değil, düpedüz aşk oluyor."

Aralikkapi

14 yorum, Mayıs 29, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Elleri güzel adam. 

Elleri İstanbul olan adam. 

Yüreği İstanbul kokan adam. 

Kokusu güzel adam.

Sesi saran adam.

Eli her an omzunda olan adam.

Kızsa da kırmayan adam.

Değiştirmeye çalışmayan adam.

Eksikliklerinle seven adam.

Yokluğu eksiklik yaratan adam. 

Çok seven adam, çok güvenen adam. 

Yanındayken kendini tek bir an bile mutsuz hissetmediğin adam. 

Sevgisi için emek veren adam.

Güçlü adam.

Zeki adam. 

Güzel adam. 

Elleriyle, gözleriyle, yüreğiyle güzel adam.

Şiir okuyan adam. 

Yazan adam.

Başını omzuna yasladığında dünyayı unutturan adam.

Yanındayken kendini kusursuz hissetmek zorunda olmadığın adam.

Doğal adam.

Gerçek adam.

Asla gitmeyecek adam. 

İçki kadehini tutuşunda bile farklılık olan adam. 

Edip olan adam, Cemal kokan adam.

Beklenen adam. 

Yerine kimse konmayan adam. 

Gelmesi gereken adam.


23 yorum (60 oynatma), Mayıs 29, 2012

"Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
İstasyonda tren oluyor biraz"

Cemal Süreya

11 yorum, Mayıs 29, 2012

Edip Cansever- Gökanlam III

Bugün sen gideli 26 yıl doluyor Edip. Ben seni canlı canlı hiç göremesem de, aynı yıllarda yaşayamasam da seninle bu dünyada, sayende dünyaya çok geç geldiğimi bir kez daha anlasam da, sadece fotoğraflarına bakıp, ses kayıtlarını dinleyip, yazdıklarını okuyup yani seni hissetsem de. Ki bilirsin sen, hisler insan için en değerli şeydir. Sen benim seni nice sevdiğimi gör Edip. 

2 yorum, Mayıs 28, 2012

hsipahi:

İstanbul’u, Pasajı, Beşiktaş’ı, Bebek’i, Etiler’i, alkolü, otelleri, hüzünleri, aşkları, yalnızlıkları damıta damıta bıraktı.
Sevgili şairim Edip Cansever’i 26.ölümyıldönümünde sevgiyle anıyorum.

hsipahi:

İstanbul’u, Pasajı, Beşiktaş’ı, Bebek’i, Etiler’i, alkolü, otelleri, hüzünleri, aşkları, yalnızlıkları damıta damıta bıraktı.

Sevgili şairim Edip Cansever’i 26.ölümyıldönümünde sevgiyle anıyorum.

Reblogged from hsipahi, 30 yorum, Mayıs 27, 2012

Edip’e

01.05.12

Edip Cansever.

Adını yazdıktan sonra kağıda bir nokta koyuyor ve uzunca süre bekliyorum. Zihnimdeki onlarca sözcüğün bir araya gelip bendeki seni anlatmasını, yani sana yazabilmeyi bekliyorum.

Saman sarısı bir kağıda dolma kalemle yazıyorum bu satırları. Yazım çirkin biliyorum zaten en çok da buna hayıflanıyorum hayatta. Yazmayı bu kadar severken neden harflerim kargacık burgacık diyorum. Sonra kendimle uğraşmayı bırakıp usulca sana dönüyorum. Sanki tam zamanı diyor içimden bir ses. Biraz olsun anlatmak istiyorum. Yanıbaşımda kitapların duruyor. Başucu kitapları. En çok sevdiğimi en sevdiğim şehirde, yanımda en sevdiğim dostlar varken buluyorum. Dostlarla beraber, İstanbul’da, Kadıköy’de, Akmar Pasajı’nda sana varıyorum. Yıllarca istemiştim o kitabınla sana kavuşmayı.

Anlatayım mı biraz? 1987 yılında basmışlar, yani sen gittikten bir yıl sonra, sen göremiyorsun ama ben seni görüyorum. Gül kokuyorsun nefes nefese. Gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun. Gül dönüyor avucunda.

Bundan sonrasını nasıl getireceğim konusunda yine tıkanıyorum. Yine bir taş oturuyor sol yanıma. Sonra diyorum affet, senin gibi yazamasam da ama yazmam gerek sana.

Buralara kadar nasıl geldik anlatayım istiyorum. Bir insan var, sana şiirler yazmamız için emek harcıyor. Ve öyle çok seviyor ki seni. Şimdi o insanla nasıl tanıştım, sana nasıl geldim onu anlatmak istiyorum.

Biliyorsun sen, ben şiire Cemal abiyle başladım. Cemal abi getirdi beni sana. Yaşım ya 12 ya 13 civarlarında. Ortaokul sıralarındayım. Sınavlar koymuşlar önüme. Hadi demişler, hepsini geç ve güzel yerlere gel. Hiç sevmem ders çalışmayı onu da biliyorsun. Ama geçiyorum hepsini, geliyorum bugünlere. Okuyorum bolca, sizleri her geçen gün daha da çok okuyorum. O günlerde hayatım boyunca hep en sevdiğim öğretmenim olarak kalacak insan Cemal abiyle tanıştırıyor beni. Bir Türkçe dersinde Cemal Süreya diyor. “O kim” diyorum Cemal abinin şiirlerini ezberden okumaya başlıyor. Ve ardından Edip diyor. Ama “ Edip’i anlamak için daha çok şey var önünde. “

Edip diyorum. Bir nokta daha koyuyorum.

Sonra ortaokul sıralarından günümüze geliyor zihnim hızla.

Bir gün gezinirken internet denen yığının içinde Cemal abiye mektuplar yazmamızı sağlayan bir yer buluyorum. Önceleri çekiniyorum, ne yazsam eksik kalacak size. Sonra korkmadan başlıyorum yazmaya, ne de olsa ben yazmaya da sizinle başlamış bir insanım. Sonra bu işe emek veren insanı merak ediyorum. Kim diyorum, kim yapıyor bu güzelliği bize. Ortaokul öğretmenim gibi biri daha çıkıyor karşıma. Şiire aşık biri daha. Bir gün konuşurken o güzel adamla, “başka mektuplar da yazsak ya” diyorum. Edip’e mesela. Sanki anlamış gibi o da seni geçirmiş aklından eş zamanda. Sana yazacağız ve ilk mektup benden gelecek sana. Öyle karar veriyoruz o gün ve tutuyoruz sözümüzü. Bugün yazıyorum sana.

Sağolasın o adam.

Sonra bulanık zihnim yeniden ortaokul sıralarına dönüyor. O zamanlar okuyamıyordum senin şiirlerini. Anlayamamak sarsacaktı beni çünkü, biliyordum. Sonra öyle bir ısındı ki içim sana, korkmadım seni anlamamaktan, seni hissedeceğimi hissetmiş gibi okudum her cümleni. Her gün defalarca. Senin gibi bir adam hayal ediyordum hayatımda. Ama kıyaslamıyordum seni hiçkimseyle. Sonra sevdiğin kadınlar geliyordu aklıma. Ne güzel sevmişsin diyorum. Mefharet’i, Tomris’i. Kıskandıkça kıskanıyordum o kadınları. Ki ben hiç kıskanç değildim, öyle sanıyordum.

Ve sen fazla şiirden öldün biliyorum. Belki hâlâ anlayamıyorum seni ama hissediyorum. Her zaman olduğu gibi. Bir mavilik var sende, görüyorum. Besbelli.

Sonra birden, bir gün sesin düşüyor aklıma. Sevdiğim adamların seslerini de çok sevmişimdir hep. Merak ediyorum sesini. Neye benzediğini. Duyduğumda nasıl irkileceğimi. Trt arşivinden buluyorum. GökanlamIII şiirini okuyorsun. Haziran 1962 kaydı. Yıllar öncesine varıyoruz seninle. Seninle olan her şeyin bir anlamı var biliyorum. Öyle güzel “sen buzul mavi, sen kaç yılın aynalı dolapları” diyorsun ki aylarca, yıllarca düşünüyorum bu dizen üzerinde. Sen beni hep çok düşündürüyorsun aslında. Seni düşünmek canımı hiç yakmasa da çok düşünmekten kaçıyorum bazen. Canımın yanmasından hoşlanmıyorum biliyorsun. Ben seninle dertleşirken zaman ilerliyor bir yandan. İçimdeki güzel heyecan daha da artıyor. Çünkü birazdan mektubumu bitirip okuması için o güzel adama göndereceğim.

Bizi sana getiren adama.

Ben senin sayende çok güzel yürekler tanıdım. Hayatımdaki en’leri hep seninle kazandım. Ve şimdi yine senin dizelerinle son veriyorum bendeki seni anlatmaya. Bir kağıda bir şeyler yazdım bugün, senli mavilik üzerine. Annemin doğduğu günden geldim sana.

“Seni unutarak baktığımda bile

Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun

Yayılıyorsun kalabalıklara

Yalnız yayılmak mı

Aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.

Özlenirsin, alabildiğine varsın da

Daha da var oluyorsun gün günden

Olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla

Bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin

Bir kuş olsa mavilik derdi buna.”

                                                                 A. Ezgi Ş.

15 yorum, Mayıs 27, 2012

Edip Cansever’in şüphesiz ki şiir seven her insanın hayatında büyük bir yeri vardır. Benim hayatımdaki açıklamasıysa, ‘en’. Bugüne kadarki bütün en’lerimi bana getiren en. En çok sevdiğim Edip. Cemal abi diyor ya 

Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.

Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.

Öyle doğru ki bu söz.

Bilenler bilecektir yarın acı bir gün olacak şiir sevenler için. Çünkü Edip’i kaybedeli tam 26 yıl olacak yarın. Koskoca 26 yıl geçmiş olacak Edip’siz. Cemal abiye mektuplar yazmamızı sağlayan güzel insanlar şimdi de Edip’e mektuplar yazmamız için yardımcı oluyorlar bize. Bilirim ki bunu okuyan herkes bir mektup yazacaktır Edip’e.

O zaman vakit kaybetmeden http://edipcansevermektuplar.tumblr.com/ adresine tıklayıp Edip’e mektuplarımızı yollamak olsun ilk işimiz.

5 yorum, Mayıs 27, 2012